
Bir ayrılık için en az iki kişi gerekir ve hiçbiri kolay değildir. En derinliksiz, en düz veya sevgisiz insan için bile ayrılık kolay değildir. Çünkü ayrılık kendi başına bir eylemdir ve en bağımsız ruhlusundan, en bağımlısına kadar herkesi yorar. Ayrılığın güzeli yoktur, çünkü her ayrılık kendi içinde bir(kaç) düşkırıklığı taşır. Doğasında ister alışkanlık veya aşk, ister dostluk veya kan bağı olsun her beraberlik en azından bir taraf için emek verilmiş, süreklilik umudu taşımış insan işi bir ilişkidir ve ayrılık bu umudun bitmesinin işareti, aslında başarısızlığının bir başka adıdır. Mutlu aşk vardır da mutlu ayrılık yoktur. Kurtuluş anlamına gelen ayrılıklarda bile bilinçaltının suçluluk veya intikam merkezleri çoktan uyarılmış ve hiç beklenmedik zamanlarda burnunuzdan gelecek kâbuslar veya krizler istikbâl hânenize çoktan kaydedilmiştir. Mecburen veya istemeden oluşan ayrılıklar kadar isteyerek ayrılmaklar-ki, buna terketmek de denir- ve terkedilmek gibi onlarca çeşidi olan ayrılık, yaşam yolculuğunun mutlakalarından biridir. İtiraf etmekte zorlansak da hiç terketmemiş olanımız bile en az bir defa terkedilmiştir. Yaşamdaki en son ayrılık ölümdür ve her ayrılık aslında bir ölüm provasıdır.....
açılmış sarmaşık gülleri
YanıtlaSilkokularıyla baygın
en görkemli saatinde yıldız alacasının
gizli bir yılan gibi yuvalanmış
içimde keder
uzak bir telefonda ağlayan
yağmurlu genç kadın
rüzgâr
uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
mor kıvılcımlar geçiyor
dağınık yalnızlığımdan
onu çok arıyorum onu çok arıyorum
her yerinde vücudumun
ağır yanık sızıları
bir yerlere yıldırım düşüyorum
ayrılığımızı hissettiğim an
demirler eriyor hırsımdan
ay ışığına batmış
karabiber ağaçları
gümüş tozu
gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
yaseminler unutulmuş
tedirgin gülümser
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
her an ötekisiyle birlikte
her şey onunla ilgili
telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
gittikçe genişleyen
yakılmış ot kokusu
yıldızlar inanılmayacak bir irilikte
yansımalar tutmuş bütün sâhili
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
yalnızlık
hızla alçalan bulutlar
karanlık bir ağırlık
hava ağır toprak ağır yaprak ağır
su tozları yağıyor üstümüze
özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
eflatuna çalar puslu lacivert
bir sis kuşattı ormanı
karanlık çöktü denize
yalnızlık
çakmak taşı gibi sert
elmas gibi keskin
ne yanına dönsen bir yerin kesilir
fena kan kaybedersin
kapını bir çalan olmadı mı hele
elini bir tutan
bilekleri bembeyaz kuğu boynu
parmakları uzun ve ince
sımsıcak bakışları suç ortağı
kaçamak gülüşleri gizlice
yalnızların en büyük sorunu
tek başına özgürlük ne işe yarayacak
bir türlü çözemedikleri bu
ölü bir gezegenin
soğuk tenhalığına
benzemesin diye
özgürlük mutlaka paylaşılacak
suç ortağı bir sevgiliyle
sanmıştık ki ikimiz
yeryüzünde ancak
birbirimiz için varız
ikimiz sanmıştık ki
tek kişilik bir yalnızlığa bile
rahatça sığarız
hiç yanılmamışız
her an düşüp düşüp
kristal bir bardak gibi
tuz parça kırılsak da
hâlâ içimizde o yanardağ ağzı
hâlâ kıpkızıl gülümseyen
-sanki ateşten bir tebessüm-
zehir zemberek aşkımız.
Atilla İLHAN
of:'(
YanıtlaSilayrılık için iki kişi gerekir de,
YanıtlaSilya biri diğerini daha önce terketmişse ...